İğne Oyası ve Gönen’li Kadınlar

 

Doç.Dr. Süheyla SARITAŞ ‘ın Gönen İğne Oyaları ve iğne oyası yapan kadınların sosyo-ekonomik ve kültürel yapıları hakkındaki akademik çalışması yayınlandı. Balıkesir Üniversitesi bünyesinde yapılan çalışma, Gönen’li kadınların toplumsal hayata katılmalarını sağlama noktasında önemli bir etken olan iğne oyasının, yerel yönetimin desteği ve kurumsal birlikteliğin sağlanması durumunda, kentte  ekonomik ve kültürel değişim sağlayabileceği belirtiliyor.

Özet

Geleneksel el sanatlarımızdan biri olan oyalar, yüzyıllardır Türk kadının en önemli uğraşılardan biri olmuştur. Bu sanat, ülkemizin pekçok yöresinde işlevleri ve örnekleri açısından farklılıklar gösterir. Oyalar aynı zamanda bulundukları bölgenin kadınları için önemli bir gelir kaynağı olmalarının yanında, kadınların kültürel kimliklerini de yansıtırlar. Bu makalede, Balıkesir’in Gönen ilçesindeki kadınların yaşamlarında oldukça önemli bir rol oynayan oya yapımı ve oya pazarı ele alınarak, Gönenli kadınların sosyo-ekonomik ve kültürel açıdan değerlendirilmesi hedeflenmektedir. Bu çalışmada, Gönen oyalarının geliştirilmesine ve kadınların güçlendirilmesine yönelik çeşitli öneri ve çözümlere de yer verilmiştir.

Giriş

Geleneksel el sanatları bir ülkenin kültürel kimliğini yansıtan en canlı ve anlamlı maddi kültür ürünleridir. Kültürel değerlerinin yanında sanatsal ve işlevsel yönleri de bulunan el sanatları toplumların sosyo-ekonomik değerlerini de yansıtırlar.

Kökleri oldukça eskiye dayanan Türk kültür tarihi içerisinde, pek çok geleneksel el sanatı örneğine rastlamak mümkündür. Bu örneklerin her biri Türklerin sadece sosyo-ekonomik ve kültürel açıdan zenginliklerini yansıtmakla kalmaz, aynı zamanda onu üretenin kimliğinden ve dünya görüşünden izler taşırlar. Geleneksel el sanatlarımızın bazılarının Anadolu kadınının günlük yaşamında geçmişten beri var olduğu bilinmektedir. Kadınların el emeği ve göz nuru ile ürettikleri bu sanatlar, onların yaşamlarından ve duygu-düşüncelerinden izler taşırlar. Bugün Anadolu’nun pek çok yöresinde özellikle kadınlar tarafından yapılan oyalar, şüphesiz ki el sanatların en önemlilerinden biri olarak karşımıza çıkarlar. Nitekim, oyaların Türk kadınının giyim-kuşamında her zaman önemli olduğu ve özellikle yemenilerinde veya yazmalarında yoğun olarak kullanıldığı bilinmektedir. Süslemek veya süslenmek amacıyla yapılan oyalar, bazen kadının konuşamadığı ya da duygu ve düşüncelerini ifade edemediği zamanlarda bir iletişim aracı olmuşlardır. Kadının genellikle doğadan esinlenerek ve kendi duygu-düşünceleriyle yoğurarak yaptıkları oyalar, aynı zamanda estetik değere sahiptirler. “Oyalar, bir ülkenin kültürel kişiliğini, toplumun dünkü ve bugünkü yaşam biçimlerini yansıtmada en canlı ve en anlamlı belgelerdir” (Onuk, 1985:227).

Bugün ülkemizin hemen her köşesinde kadınlar tarafından yapılan, birbirinden güzel sayısız oya çeşitlerine rastlamak mümkündür. Bu çalışmanın odağını Balıkesir’in Gönen ilçesinde oya yaparak yaşamlarını sürdüren kadınlar oluşturmaktadır. Gönen’de yaşayan kadınların oya yapımı ile ilgili faaliyetlerinin tespit edilmesi ve belgelenmesi ile somut olmayan kültürel mirasın kaybedilmemesi sağlanmıştır. Çünkü bugün Anadolu’nun her yöresinde olduğu gibi, Gönen’de kadınların yaptığı biribirinden güzel oyaların gelişen teknoloji ve ekonomik şartlar nedeniyle kullanım amaçlarının değiştiği görülmektedir. Gönen oyalarında kullanılan araç-gereç, teknik, renk, motif ve kompozisyon özellikleri, her geçen gün bozulmaya ve kaybolmaya yüz tutmaktadır. Bu çalışmada, geleneksel el sanatlarımızdan biri olan Gönen oyaları, sadece el sanatları bakımından ele alınmamış, çalışmanın kaynak kişileri ve bu sanatın icracıları olarak “kadın oyacılar” sosyo-ekonomik ve kültürel konumları bakımından da değerlendirilmiştir. Günümüzde geleneksel el sanatları açısından oya yapımı ile ilgili pekçok çalışma olmasına rağmen, oya yapan kadınlar, özellikle de Gönenli oya yapan kadınlar üzerine ayrıntılı bir çalışmanın bulunmaması bu araştırmanın özgünlüğünü ortaya koymaktadır.

Gönen İlçesinin Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Özellikleri

Gönen, Marmara Bölgesi’nin Güney Marmara Bölgesi’nde, Balıkesir iline bağlı bir ilçedir. M.Ö. 14. yüzyılda bir köy olarak kurulduğu tahmin edilen ilçede, Osmanlı dönemine kadar Turvalılar, İyonlar, Lidyalılar, Persler, Helenler, Bergama krallıkları ile Roma ve Bizans devletlerine ait halkların yaşamlarını sürdürdükleri tahmin edilmektedir. Uzun süre Bizans yönetiminde kalan bölge 13. yüzyılda Anadolu Selçukluları’nın eline geçmiştir. Daha sonra, bu devletin dağılması ile bölge Karesi Beyliği yönetimine dahil edilmiştir. 1334 yılında Osmanlı idaresine giren bu bölge, zamanla Bolu yöresinden gelen Akçaali, Rüstem ve Malkoç beylerine ait aşiretlerin yerleşimiyle, eski Arteme şehrinin kalıntıları üzerinde, 14. yüzyıl başlarında oluşmaya başlamıştır. 1859 yılında Kırım ve Kafkasya’dan, 1877-1878 yıllarında Rumeli ve Balkanlar ile Kafkaslardan gelen göçmenlerle Gönen ilçesinin nüfus artmış ve yeni mahalleler kurulmuştur. İlçeye göçle gelenlerin bir kısmı ilçe merkezine yerleşirken büyük bir bölümü de çevre köylere yerleşmiştir. Gönen, 1382 yılına kadar Erdek kazasına bağlı iken, 1398 yılında da müstakil kaza haline gelmiştir. 1881 yılında ilçe olan Gönen’de 1885 yılında belediye teşkilatı kurulmuştur. Gönen 1920’de Yunan işgaline uğramış, 6 Eylül 1922’de düşman işgalinden kurtarılmıştır (Akkuş, 2010).

Yöntem

Bu çalışmada, etnografik araştırma yöntemiyle 2015 yılı içerisinde, farklı zamanlarda, haftanın her salı günü Gönen Oya Pazarı’nda oya yapan kadınlarla serbest görüşmeler yapılmıştır. Gönen’in çeşitli köylerinden ve merkezinden, haftanın her salı gününde kurulan Gönen Oya Pazarı’nda satışa sunmak amacıyla gelen kadınlar, betimsel olarak anlatılmıştır. Gönenli kadınların yaptıkları oyaların fotoğrafları çekilmiştir. Aynı zamanda oyalar ile ilgili literatür taraması yapılmıştır.

Evren ve Örneklem

Evren Marmara Bölgesi’nin Güney Marmara Bölgesi içinde Balıkesir iline bağlı Gönen ilçesidir. Örneklemimizi, Gönen’de oya pazarında ev ekonomisine katkı sağlamak amacıyla yaptıkları oyaları satışa çıkaran 75 kadın oluşturmaktadır.

Literatür Özeti

Geleneksel el sanatları çalışmaları dünyada ve ülkemizde oldukça zengin bir literatüre sahiptir. Ülkemizde bu konuda yapılan çalışmaların önemli bir kısmının genel olarak el sanatlarının teknik, malzeme ve araç-gereç gibi çeşitli özellikleri üzerine odaklandığı görülmektedir. Öte yandan, bu konuda yapılan diğer çalışmalar ise ülkemizin çeşitli bölgelerindeki yöresel ve belirli el sanatlarına yönelik oldukları görülmektedir. El sanatları içerisinde değerlendirilen oyalar konusunda da ülkemizde zengin bir literatürden söz edilebilir. Oya sanatıyla ilgili yapılan araştırmalar daha çok bölgesel nitelikte yapılan araştırmalardır.

GÖNEN OYALARI VE GÖNEN OYA PAZARI

Balıkesir ili Gönen ilçesinde yapılan oyalar, Gönenli kadınların hayatında önemli bir yer tutmaktadır. Nitekim “oyalar kişinin tabiat güzelliklerini şekillendirmesinden, açıklayamadığı duyguları anlatmak için yarattığı özel görünüşlü şekillerden, süslemek ve süslenmek gereksinimiyle ortaya çıkarılmış, tekniği örgü olan bir el yapımı ürünüdür. Soyut bir anlatım ürünü oldukları gibi tabiat karşısında duyulan güzel bir duygunun anlatım ifadesi de olabilir” (Markaoğlu, 1984: 61-62).

Oyacılık, tıpkı halı dokumacılığı gibi, ülkemizin hemen her köşesinde gerçekleştirilen bir el sanatıdır. Şüphesiz ki, Gönen oyaları kullanılan gerek motif ve desenler açısından gerekse malzemeler açısından diğer yörelerle benzerlikler sergilerler. Ancak bu bölgede yapılan oyaların, diğer bölgelerimizdeki oyalar gibi, yörenin sosyo-kültürel özelliklerini yansıttıkları da muhakkaktır. Gönen oyalarını İzmir Ödemiş, Ankara Nallıhan, Bolu Gerede, Kütahya, Mardin, Adıyaman gibi yörelerden ayıran en önemli özelliklerden biri Gönen Oya Pazarı’nın varlığıdır.

Gönen ilçesinin en önemli ve tek pazarı olma özelliğine sahip olan bu pazar, çevre köy ve ilçelerde yaşayan halk tarafından oldukça talep görmektedir. Bu nedenle pazarın etki sahası oldukça geniştir. Kendine ayrılmış, özel, üstü kapalı ve ürünlerin belli bir düzende sergilendiği Gönen Oya Pazarı’nda ortalama 250-300 tezgâh bulunmaktadır. Semt pazarlarında genel görünüm ve ortak özellik olarak, gıda maddeleri ile diğer ürünlerin satıldığı tezgâhların birbirlerinden ayrılmaları durumu, Gönen Oya Pazarı için de geçerlidir.

Gönen Oya Pazarı her hafta salı günü, birinci peronda kurulur. Sabah belediye hoparlöründen yapılan dua ile açılan oya pazarı, 1960’lı yıllarda ilçenin başka bir mahallesinde kurulmaya başlamıştır. yan Pazar, son on yıldır bugünkü mekânında kurulmaktadır. Sabahın çok erken saatlerinde, çevre köy ve merkezden pazara gelen kadınların yaşları 16-85 yaşları arasında değişmektedir. Kadınlar, öğle saatlerine kadar gerek tezgâhlarda, gerekse kollarına, ellerine, kafalarına aldıkları oyaları dolaşarak alıcılara veya ziyaretçilere satmaya çalışırlar. Tezgâh ücreti ödemek istemeyen kadınlar, “kayıt dışı” olarak, peron boyunca gezerek veya ayakta durarak oyalarını satmayı tercih ederler. Kimi zaman bu peronda dolaşarak oyalarını satan kadınların, tezgâh sahibi olanlara, oyalarını daha düşük fiyata sattıkları ve tezgâh sahibi olanların da bu oyaları daha fazla ücret karşılığında satışa sundukları görülür. Oya pazarı hakkında daha önceden bilgi sahibi olanlar, pazara erken saatte gelmeyi ve böylece en güzel oyaları seçilmeden satın almayı hedeflerler. Oya pazarının alıcıları ise daha çok çevre il ve ilçelerden, özellikle İstanbul’dan gelen, kadınlar ve toptancılar oluşturmaktadır. Yazın, turizm şirketlerinin turları ile pazara gelenlerin çoğunun da yerli ve yabancı kadın turist alıcılar olduğu tespit edilmiştir.

Bu araştırmada, Gönen’de, başta merkez olmak üzere, Sarıköy Beldesi, Hasanbey, Tuzakçı, Çobanhamidiye, Atıcıoba köylerinin oyanın en yaygın olarak yapılan köyler olduğu belirlenmiştir. Kadınlar “doğduklarından beri” oya yapmayı bildiklerini, dolayısıyla çok erken yaşlarda başladıklarını belirtmişlerdir. Pazardaki kadınlar içinde 30-50 yıldır oya yapanlar yanında, sadece birkaç yıldır oya ile uğraşanlara rastlanmıştır. Kadınlar, Gönen’de oyacılığının ne zaman başladığını tam olarak bilmemekle beraber, “kendilerini bildiklerinden beri” oyanın yaşamlarında var olduğunu, ninelerinin ve annelerinin de oya yaptıklarını belirtmişlerdir. Bu nedenle, Gönen’de oyacılığın, uzun bir geçmişe sahip olduğu, âdeta anadan kıza aktarılan, geleneksel bir el sanatı halini aldığı şüphesizdir. Öte yandan kadınlar, geçmişte oyacılığın daha çok giyim-kuşam amaçlı olarak yapıldığını, daha sonraları ev eşyalarında ve özellikle de çeyizlerde yaygın olarak yapıldığını belirtmişlerdir.

Gönen Oya Pazarı’na merkez ve merkeze yakın köylerden gelerek ev bütçelerine katkı sağlamayı amaçlayan kadınlar eğitimleri açısından değerlendirdiğinde, bir çoğunun ilkokul mezunu olduğu görülmüştür. Ancak pazardaki çok az sayıda kadının okuma-yazma bilmediği, pazarda oya satışı esnasında herhangi bir zorlukta, bu kadınların komşu tezgahtaki diğer kadınlardan yardım aldıkları gözlemlenmiştir.

Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde, bölgelere göre adları ve yapım modelleri değişen oyalar, Gönen’de de farklılıklar göstermektedir. Gönen’de yapılan oyalar, “Türk Danteli” olarak dünya literatürüne geçen iğne ile yapılan oyalar grubu içine dâhil edilirler. Bilindiği üzere, iğne ile yapılması aynı zamanda oyaların üç boyutlu görünmelerini sağlar. Gönen’de iğne oyaları geçmişte ipek ipliklerle yapılırken, bugün artık sentetik malzemeler ile yapılmaktadır. Gönen’de bu teknikle yapılan oyaların yanında danteller de oldukça önemli bir yere sahiptir. Yine iğne oyası olarak yapılan bu ürünler, genellikle eşarp, ya da yazma kenarlarına, namaz örtülerine, havlu ve seccade kenarlarına, mendil kenarlarına, yatak örtülerine, başta fular olmak üzere çeşitli aksesuar ve takılara uygulanır.

İğne oyasının oldukça zahmetli olması nedeniyle kimi zaman yöre kadınları sipariş üzerine oyalarını yaparlar. Siparişler, genellikle büyük şehirlerdeki oya tüccarları tarfından verilir. Gönenli kadınlar arasında yaygın olarak yapılan oya modellerinin bazıları şunlardır: sepette gül, gelin yelpazesi, kanser oya, gelin tacı, selvi yaprağı, kollu karanfil, kabak çiçeği, zillimaşa, portakal oya, dut oya, horozibiği, zülem kadeh, beşli kiraz, cilveli kiraz, tül işi, kirazlı çarık, dutlu biber, hercai menekşe, sinek oya, marul oya. Bu araştırmada, oyalarda kullanılan motiflerin anlamlarının kadınlar arasında pek fazla bilinmediği tespit edilmiştir. Kadınlar bu motiflerden birkaçı hakkında bilgi verebilmişlerdir. Örneğin üzüm motifi tatlılığı, güzel geçinmeyi; gül motifi nezaketi, sevgiyi, inceliği anlatır. Bunun yanısıra karanfil motifinin yapımının işçilik isteyen, ağır bir motif olduğu; menekşe motifinin de çok renkli olmasından dolayı hem kumaşlara hem de renklerle uyumlu olduğunu belirmişlerdir.

Gönen oyaları tür, şekil ve model örneği ile kadınlar arasında bilinirler ve fiyatlarını da bu özelliklere göre belirlerler. Bu nedenle kış aylarında fiyatların oldukça düştüğü görülen Gönen Oya Pazarı’nda satılan oyaların fiyatları farklılık gösterir. Yapılan işin zahmetine, türüne göre fiyatın ve yapım aşamasının değiştiği oyaların fiyatları, yaz aylarında talebin yüksek olması nedeniyle artış olduğu tespit edilmiştir. Kazandıkları parayı çocuklar başta olmak üzere, aile bütçe ve harcamalarına yönelik olarak kullandıklarını belirten kadınlar, hiçbir zaman “erkek eline bakmayı” sevmediklerini vurgulayarak, ailede paranın kazanılmasında olduğu kadar harcanmasında da karar sahibi olduklarını belirmiştirler.

Bu araştırmada, ekonomik nedenlerden dolayı, her salı günü sabahın erken saatlerinde köylerinden çıkarak Gönen Oya Pazarı’na gelmek zorunda kalan kadınların birçoğunun eşi bir sosyal güvenlik hakkına sahip olmasına rağmen, kadınların bu haklarından yoksun oldukları tespit edilmiştir. Nitekim, ücretsiz aile işçisi olarak tanımlanabilecek olan bu durum, aslında kadınların emeklerinin yok sayılması anlamına da gelmektedir. Oya yapan kadınların çoğu bir sosyal güvenceye sahip olmak istediklerini ancak ya ekonomik nedenlerden ya da bilgi sahibi olmadıklarından dolayı bu haklarından mahrum kaldıklarını belirtmişlerdir.

Gönen kadınları gerek giyim-kuşam kültürü gerekse konuşma açısından bölgenin özelliklerini yansıtırlar. Kadınlar oyalarını satarken sadece Balıkesir ilinin sözlü kültür ve ve konuşma özelliklerini yansıtmakla kalmazlar, aynı zamanda kendi duygu-düşünce ve dünya görüşlerini de sergilerler. “Sözlü kültür unsurları, anlam ve bağlam ilişkisi içerisinde ele alındığında sözlerin, kimi zaman da satılan ürünün yetiştiği bölgeye ait özelliklere ya da satan kişinin kendi fiziki yapısına atıfta bulunduğu dikkat çekmektedir” (Doğan, 2014 ). Oya pazarında da çocuk okutan, borcu olan ya da kaynanası ile problemi olan bir kadının oyasını yaşadığı köyün ağız özellikleri yanında, kendi duygu ve düşüncelerini de yansıtarak alıcıları tezgâhına davet ettikleri görülmüştür.

Gönen Oya Pazarı’nda satış yapan kadınlar arasında güçlü bir sosyal bağ olduğu görülmektedir. Nitekim, kadınların birbirlerinin müşterilerini kapmaya çalışmazlar, aksine birbirlerine yardımcı olurlar. Kısa bir süreliğine birbirlerinin tezgahlarına sahip çıkmak, para bozdurmak, poşet ödünç almak gibi davranışlar aralarındaki sosyal bağın göstergesidir.

Günümüzde Gönen’de oyacılığın tanınması için başta yerel yönetimler olmak üzere bazı sivil toplum kuruluşları, küçük ölçekli AB kredileri ile iğne oyası ile ilgili çeşitli eğitim, pazarlama ve istihdam projeleri geliştirmeye çalışmışlardır. Gönen Belediyesi 1994 yılında ilk defa 5-6 Eylül tarihlerinde “Oya Festivali” etkinlikleri düzenlenmeye başlamışlar ve bu dönemde şehrin girişine dikilen Oya Anıtı ile Gönen Oyası anıtlaştırılmıştır. 2004 yılında ise bu festival “Ulusal Oya ve Çeyiz Fuarı” na dönüştürülmüş ve ulusal düzeyde de bir oya yarışması düzenlenmektedir. 2006 yılında Gönen Oyacılık ve Çeyizcilik Eğitim Yardımlaşma Tanıtım ve Pazarlama Derneği adıyla bir dernek kurulmuştur, ancak dernek istenilen başarıya ulaşamamıştır. 2008 yılından beri Gönen oyalarının yurt 5 dışına pazarlanması ile ilgili çeşitli girişimlerde bulunulmuş ve başta Yunanistan, Bulgaristan, Hollanda, Japonya, Almanya olmak üzere dünyanın çeşitli ülkelerine Gönen oyalarının satışı yapılmaya çalışılmış da istenilen düzeye ulaşılamamıştır.

Sonuç ve Değerlendirme

Maddi kültürümüz içerisinde yer alan oyalar, insanoğlunun sadece sözle konuşmadığının bir kanıtıdırlar. “Tekniğin ilerlemesi ve zevklerin değişmesine karşın Anadolu’nun birçok köy, kasaba ve kentlerinde insanlar sustuğu zaman renkler, motifler, yazmalar (çevreler) ve oyalar konuşur” (Onuk, 1990: 64). Gönen’de bugün kadınlar, oyaların geçmişe göre kullanım alanlarının değiştiğini ve eskiye oranla daha az tüketildiğini belirtmişlerdir. Bu nedenle, yöre oyacılığında bugün daha basit motiflerin ve sentetik malzemelerin tercih edildiği görülmektedir. Oysa ki, Gönen’e özgü iğne oyalarının günümüzde de yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılabilmesi için oyaların kullanım alanlarına uygun çağdaş tasarımlarının yapılması ve kullanım alanlarının arttırılması, yerelden, ulusala ve evrensele taşınılması sağlanmalıdır.

Balıkesir ilinin gerek coğrafi gerekse sosyo-ekonomik konumu dikkate alındığında, Gönen oyacılığının bölgenin sosyo-ekonomik ve kültürel kalkınmasında öneminin büyük olduğu görülmektedir. Kaplıcaları ile yerli ve yabancı turistlerin önemli ziyaret merkezlerinden biri olan Gönen, bu sayede Gönen oyacılığını turistlere de tanıtma imkanına sahiptir. Bu amaçla, öncelikli olarak gelen turistlerin ziyaret edecekleri ilk mekânlardan biri olan bir müzenin varlığı şarttır. Buna ilaveten, gelen yabancı turistlerce tescillenmiş olan Gönen oyacılığının patent alması büyük önem taşımaktadır.

Ülkemizin pek çok bölgesinde olduğu gibi Gönen’de de oyacılık kadınlar arasında geleneksel olarak varlığını sürdüren ve kültürel değeri önemli bir uğraş olarak devam etmektedir. Son yıllarda UNESCO tarafından gerçekleştirilen çalışmalar doğrultusunda, ülkelere yönelik somut olmayan kültürel miras listeleri oluşturulmakta ve dünya kültürlerini oluşturan değerlerin unutulması ve tekrarının azalarak zamanla yok olması önlenmeye çalışılmaktadır. Kültürel değerleri koruma yaklaşımları içinde UNESCO’nın Eylül-Ekim 2003 döneminde toplanan 32. Genel Konferansı sırasında, Somut Olmayan Kültürel Mirasın (SOKÜM) Korunması Sözleşmesi, 17 Ekim 2003 tarihindeki Genel Kurulunda onaylanarak yürürlüğe girmiştir. Toplam 40 maddeden oluşan Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi, somut olmayan kültürel mirasın korunmasını, sürdürülebilmesini ve yaşanabilirliğini güvence altına alma üzerine odaklanmıştır. Bu sözleşme kapsamında yer alan koruma altına alınması gereken kültürel miras alanlarından biri de “el sanatları geleneği” dir. Henüz UNESCO’nun somut olmayan kültürel miras listesinde yer almayan oya sanatının da tıpkı bugün ülkemizden “ebru sanatı”, “Türk kahvesi kültürü ve geleneği”, “mesir macunu festivali”, “tören keşkeği geleneği”, “Kırkpınar yağlı güreşleri”, “Alevi- Bektaşi semah ritüeli”, “geleneksel sohbet toplantıları”, “âşıklık geleneği”, “Karagöz oyunu”, “meddahlık sanatı” ve “Mevlevi sema töreni” gibi sanatların yanında söz konusu listeye dahil edilmesi gerekmektedir. UNESCO somut olmayan kültürel miras listesinde Türk kültür ve geleneğini yansıtan oyacılığın bu listeye girmesinde Gönen oyaları önemli bir rol oynayacaktır.

Evde geleneksel rollerinin ve sorumlulukların yanında, pazarda oya satışında aktif bir rolü üstlenen Gönenli kadınlar, ülke ekonomisine de büyük katkı sağladıkları ve bu nedenle oya yapan kadınların sosyo-ekonomik ve kültürel açıdan daha iyi konuma getirilmeleri gerekmektedir. Bunun için şu önerilerde bulunabiliriz:

Oya yapan kadınların gerek oyacılık ile ilgili gerekse başka alanlarda girişimciliğe özendirilmeleri sağlanmalıdır. Özellikle, oyacılık alanında girişimde bulunmak isteyen kadınlara uygun koşullarda kredi olanakları yaratılmalıdır. Aynı zamanda kadınlara oyacılığın yanında, sosyo-ekonomik ve kültürel açılardan daha iyi bir konuma gelmelerini sağlayacak yeni beceriler kazandırılmalıdır. Nitekim, toplumumuzda ataerkil yapı nedeniyle oluşan toplum baskısı, geleneksel rol tanımlamaları ve bilgisizlik gibi nedenlerden dolayı Gönen’de de kadınlara yönelik mesleki eğitimlerin yetersiz olduğu görülmektedir. Bu durum kadınların istihdamını sınırlandırmaktadır. 21.yüzyılda bulunduğumuz bu zamanda, halen 100 kadından sadece 29’unun istihdam edilebildiği ülkemizde kadınların istihdamına yönelik adımların atılması gerekmektedir. Kadınların istihdam ve kalkınmasına yönelik plan ve 6 projelerinin uygulanması süreçlerinde de kadınların aktif katılımları sağlanmalıdır.

Başta yerel yönetimler olmak üzere, çeşitli sivil toplum kuruluşları, üniversiteler ve özel sektörün katkılarıyla Gönen oyacılığının sosyo-ekonomik ve kültürel geliştirilmesine yönelik projeler üretilmelidir. Gönen’de yaşamlarını oya yaparak geçiren kadınların küçük ölçekli üreticiler olarak tanımlanarak, örgütlenmelerine yönelik sosyal ve hukuksal imkanların sağlanması gerekmektedir. Böylece kadınların örgün ve yaygın eğitim olanakları desteklenmelidir. Ev kadını, ücretsiz aile işçisi ya da ev eksenli üretim yapan kadınlar olarak tanımlanan bu kadınlar, isteğe bağlı sigortalılık hakkına sahip olmalarına rağmen, ödenecek primlerin çok yüksek olması nedeniyle bu haklarından vazgeçmek zorunda kalarak, gelirsiz ve sosyal güvenceden yoksun olarak yaşamlarını sürdürmeye mecbur kalmaktadırlar. Bu nedenle, devletin kadınların pazarda elde ettikleri gelirlere göre sigorta primlerini belirlemesi gerekmektedir.

Paylaş!

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.